Veysel Kuşçu kararı uyarınca yurt dışı çıkış yasağı kaldırma ve adli kontrol azami süresi.

Yurt Dışı Çıkış Yasağı ve Adli Kontrol Azami Süresi: AYM Veysel Kuşçu Kararı

Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) 109 ve 110. maddeleri kapsamında düzenlenen adli kontrol kurumu, tutuklama yasağı olan veya tutuklamanın ölçüsüz kaçacağı durumlarda başvurulan bir tedbirdir. Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulu’nun 16 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Veysel Kuşçu Kararı (B. No: 2023/95649, 16/12/2025), bu tedbirlerin süre sınırı ve uygulanabilirliği konusunda emsal bir karar niteliğindedir. Bu karara dayanarak azami süresi dolmuş kişiler yurt dışına çıkış yasağı gibi adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını talep edebilirler.

Adli Kontrolün Mahiyeti ve Kapsamı (CMK 109)

Adli kontrol, tutuklama sebeplerinin (kaçma şüphesi, delil karartma) varlığına rağmen, şüpheli veya sanığın tutuklanması yerine belirli yükümlülüklere tabi tutularak serbest bırakılmasıdır.

  • En yaygın olanı yurt dışına çıkış yasağıdır. Bunun yanı sıra imza verme, konutu terk etmeme (ev hapsi) veya belirli yerlere gitmekten yasaklanma gibi tedbirler de uygulanabilir.
  • Soruşturma evresinde Sulh Ceza Hâkimliği, kovuşturma evresinde ise davanın görüldüğü mahkeme bu kararı verir.

Adli Kontrol Altında Geçecek Azami Süreler (CMK 110/A)

Ceza Muhakemesi Kanunu m.110/A hükmü uyarınca; “Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, adli kontrol süresi en çok üç yıldır. Bu süre, zorunlu hâllerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda dört yılı geçemez.”

Suçun TürüTemel Azami SüreUzatma SüresiToplam Üst Sınır
Ağır Ceza Görev Alanına Girmeyen İşler2 Yıl+1 Yıl3 Yıl
Ağır Ceza Görev Alanı3 Yıl+3 Yıl6 Yıl
Terör Suçları3 Yıl+4 Yıl7 Yıl

Bu süreler çocuklar için yarı oranında uygulanır (CMK 110/A).

AYM Veysel Kuşçu Kararı

Bu karar, özellikle dosyanın İstinaf veya Yargıtay aşamasında olduğu dönemde adli kontrol sürelerinin nasıl hesaplanacağına açıklık getirmiştir.

Kararın Özeti ve Olay:

Başvurucu (Veysel Kuşçu) hakkında 2016 yılında “yurt dışına çıkış yasağı” konulmuş; şahıs 2018’de hapis cezası almış ve dosya Yargıtay’a gitmiştir. 2023 yılında (yedi yıl dolduktan sonra) şahıs tedbire aykırı davranması nedeniyle “adli kontrolü ihlal” gerekçesiyle tutuklanmıştır.

AYM’nin Temel Tespitleri:

İlk derece mahkemeleri, dosya istinafta veya Yargıtay’dayken geçen süreyi azami sınıra dahil etmemekteydi. AYM ise adli kontrolün nitelik farkı gözetilmeksizin, hüküm sonrasında da azami sürelerin (7 yıl) işlemeye devam ettiğine hükmetmiştir.

Yurt dışına çıkış yasağının kaldırılması taleplerinde Veysel Kuşçu kararı artık en güçlü hukuki dayanaklardan biridir. Bu kararla birlikte mahkemelerin, dosyanın İstinaf veya Yargıtay aşamasında olduğu gerekçesiyle azami sürelerin işlemediğine dair sunduğu ret gerekçeleri hukuken dayanaksız kalmıştır. Kanuni sınırları aşan ancak buna rağmen kaldırılmayan adli kontrol tedbirlerine karşı yapılacak itirazların reddi halinde, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolu etkin bir şekilde kullanılmalıdır. Anayasa Mahkemesi’nin açık tespiti uyarınca, süresi dolmuş bir tedbirin devam ettirilmesi kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali sonucunu doğuracağından, yapılacak başvurularda ihlal kararı verilme ihtimali oldukça yüksektir

Azami süre (somut olayda 7 yıl) dolduğu an, adli kontrol tedbiri hukuki temelini kaybeder.

Süresi dolmuş bir tedbirin ihlali, CMK 112 kapsamında bir tutuklama nedeni oluşturamaz. AYM, bu şekilde verilen tutuklama kararının “kanuni dayanağı” bulunmadığı için kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Kararda, dosya kanun yolu aşamasındayken (Yargıtay süreci devam ederken), ilk derece mahkemesinin CMK’nın 100. maddesindeki genel tutuklama nedenlerine dayanarak yeni bir tutuklama kararı vermesine imkan tanıyan açık bir kanun hükmü bulunmadığı ifade edilmiştir.

AYM çoğunluk görüşü, ilk derece mahkemesinin dosya kendisinden çıkmışken (kanun yolu aşamasında) genel hükümlere göre tutuklama kararı vermesinin “kanuni dayanaktan yoksun” olduğuna hükmederek, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır.

İhlal tespitiyle birlikte başvurucuya 167.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedilmiştir.

Anayasa Mahkemesi’nin Veysel Kuşçu kararı, özellikle uzun yıllar boyunca devam eden yargılamalar nedeniyle seyahat özgürlüğü kısıtlanan bireyler için kritik bir hukuki koruma kalkanı oluşturmuştur.

Yurt Dışı Çıkış Yasağı Kaldırma Süreci

Mevcut durumda, hakkında uygulanan yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbiri yedi yıllık kanuni azami süreyi doldurmuş olan kişiler, bu emsal kararı dayanak göstererek haklarındaki kısıtlamanın derhal kaldırılmasını talep edebilirler.

Yurt dışı çıkış yasağının kaldırılması için, soruşturma aşamasında ilgili Sulh Ceza Hakimliğine, kovuşturma aşamasında ise davanın görüldüğü mahkemeye gerekçeli bir dilekçe ile başvurulmalıdır. Dilekçede özellikle Veysel Kuşçu kararı referans gösterilerek azami sürelerin dolduğu hususu titizlikle işlenmelidir. Mahkeme, talebi haklı bulduğu takdirde adli kontrolün kaldırılmasına karar verir ve bu karar Emniyet Genel Müdürlüğü birimlerine iletilerek pasaport üzerindeki tahdit şerhinin silinmesi sağlanır. Uzun süredir devam eden yasakların hukuki denetimi ve hızlı sonuç alınması adına sürecin uzman bir avukat aracılığıyla takip edilmesi hak kaybını önleyecektir.

Pehlivan & Elmalıca Hukuk ve Danışmanlık olarak müvekkillerimize her türlü hukuki desteği sağlamaktayız.

 

 

 

 

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir